0505 495 4727 yusufbayalan@hotmail.com

Skype ya da FaceTime yoluyla terapinin artı ve eskileri

Bu yazı Sacramento Street Psikiyatri’de 31 Haziran 2013 tarihinde Doktor Steven Reidbord tarafından yayınlanmıştır.

Tele psikiyatri belli bir mesafede gerçekleşen klinik değerlendirme ve psikiyatrik bir tedavidir. Tele psikiyatri yüz yüze erişilmesi güç durumda olan, cezaevlerinde, askeri ortamlarda ve uzak kırsal toplumlardaki insanlara bir uzmanın ulaşmasını sağlar. Yıllar önce de bilindiği üzere, tele psikiyatri belki daha genel bir alan olan tele tıppın en başarılı örneğidir. Geleneksel olarak tele psikiyatri hastaları denetlenen sitelerde tedavi eder ve güvenli ve özel amaçlı video konferansı kullanır. Birçok şirket tele psikiyatriye olanak sağlamak için teknolojiler ve servisler sunmaktadır. Tele psikiyatri servisinden yararlanan hastalar sıklıkla ciddi ruh hastalığından sıkıntı çekmektedir. Öyle ki tanılama açıkça görülen işaretlere ve belirtilere bağlı olma eğilimindedir.

Tavsiye Bağlantı: Psikoterapi Nedir?

Yakın zamanda ruh sağlığı blogları ve makaleleri özel muayanede klinisyenler tarafından yapılan online psikoterapinin gelişmesinden bahseder. Bu tür bir hizmetler psikiyatri başlığı altındaysa da bu teknolojinin geneksel uygulamalarından önemli noktalarda farklılaşmaktadır. Çevrimiçi psikoterapi genellikle kurumsal yönetim ya da standardizasyon olmaksızın serbest bir girişimin bir parçası olarak uygulanır. Hasta genellikle evde ya da iştedir; denetlenen bir ortamda değildir. Skype ve FaceTime gibi satılmaya hazır tüketim teknolojileri sıklıkla kullanılır ve bu teknolojiler HIPPAA (HIPAA, 1996 yılında kabul edilen Amerikan Sağlık Sigortası Taşınabilirlik ve Sorumluluk Yasası) gizlilik kurallarını benimseler. Ve belki en önemli olarak, hastalar daha çok göze çarpmayan problemlere sahip olan yüksek fonksiyon gösteren kişilerdir. Bu problemler ince bir tartışmayı ve uygun müdahaleyi gerektirmektedir.

Tavsiye Bağlantı: Psikoterapist Yusuf BAYALAN

Belirli bir mesafede psikoterapi uygulanması düşüncesi yeni değildir. Sigmund Freud sıklıkla klinik olarak faydalı olacağını düşündüğü yollarla hastalarıyla mektuplaşmıştır. Telefon seansları “intihar acil hattı” nın kurulmasıyla 1960’larda ortaya çıkmıştır ve bu seanslar birçok ruh sağlığı danışmanlığı alanını kapsayarak gelişmişler. Telefon yoluyla psikoterapi hala son derece popülerdir. Ve sıklıkla yüz yüze yapılan seanslara geçici bir alternatif olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, düzenli seanslarda kriz müdaheleleri için ve terapi esnasında danışanın veya danışmanın yüz yüze gelmelerinin mümkün olmadığı zamanlarda terapinin sürdürülebilmesi için de telefon yoluyla terapi uygulanır. Görsel işaretlerinin yokluğuna karşın araştırmalar telefonla psikoterapinin ve danışmanlığın etkili olduğunu ve danışanlar tarafından sevildiği göstermektedir.

Psikoterapide internetin bir araç olarak kullanılması için gösterilen ilk çabalar mail veya yazışma gibi sadece yazılı kanallardan öteye gitmemiştir. Telefon görüşmesinin aksine yazışmak seslerden ve diğer ötedil özelliklerinden yoksundur. Ayrıca yazışırken hicvi, çift anlamları ve benzer incelikleri anlamak oldukça zordur. Mail yoluyla iletişim bu gibi eksi yönlere sahiptir ve ayrıca sekronize olarak gerçekleşen bir süreç değildir. Örneğin, konuşma gerçek zamanda gerçekleşmez. Yalnızca metin yoluyla iletişimin ciddi kısıtlamalarına rağmen ilk bilgisayar programları birgün bilgisayarların sadece iki insan arasındaki iletişimi kolaylaştırmayacağını yalnız başına terapi yapacağını söylemekteydi. Son derece yapılandırılmış bilişsel ve psikoeğitimsel müdahaleler hariç tutulduğunda bunun henüz başarılmadığını söylemek mümkündür.

Bilgisayar ortamlı psikoterapi sıklıkla çevrimiçi bir ortamda Skype ve FaceTime gibi video konferans uygulamaları ile gerçekleşir. Bu araçlar kolaylıkla ulaşılabilir, ücretsiz ve kurulumu ve kullanımı oldukça basittir. Skype ve FaceTime uygulamalarının “HIPAA uyumlu” olmaları üzerinde birçok tartışma vardır. Bu noktada, hastalarla gerçekleştirilen cep telefonu görüşmelerinin (güvensiz mailler değil) gizlilik ihlallerine daha açık olduğu konusunda da tartışmalar vardır (Skype ve FaceTime uygulamalarının şifrelendiği taahhüt edilmiştir fakat cep telefonları ve mail için aynı durum söz konusu değildir).

Psikoterapinin bir alternatif olmadığı durumlarda, terapinin çevrimiçi gerçekleşmesinin yararı aşikardır. Örneğin, yatalak veya hareket edemeyen insanlar ya da Güney Kutbu kaşifleri gibi erişilemez noktalarda olanlar, bağışıklık yetmezliği olan ya da yüksek dozda bulaşıcı bir hastalığa sahip olanlar ile çevrimiçi terapi yapmanın yararı tartışılamazdır. Dahası çevrimiçi terapi var olan terapide danışan veya danışmanın coğrafi olarak başka bölgelerde olduğu durumlarda ya da kriz müdahalesi gibi tipik durumlarda, telefonla terapinin yerine geçici olarak kullanılması mantıklıdır.

Yüz yüz görüşme ve çevrimiçi terapinin ikisinin de uygulanabilir olduğu durumlarda yüz yüze görüşmenin değil de çevrimci terapinin seçilmesi daha problemli olabilir. Örneğin, depresyon ya da agorafobi (evden dışarı çıkma korkusu) gibi belirli hastalıklara sahip olan kişiler evlerinden dışarı çıkmamaya meyilli olabilirler ve onları evden çıkarabilmek aslında yararlı olacakken çevrimiçi terapi ile bu mümkün olmaz. Yüz yüz tedavi tabiatı gereği bir sosyal etkileşimdir. Ve sosyal etkileşim kendi başıma bir iyileştirici olabileceği gibi en azından iyi bir deneyimlemedir. Belirli bir mesafeden gerçekleşen psikoterapi hastanın nefesindeki alkol kokusunu hissetmeyi, irileşmiş gözbebekleri ya da derin bir iç çekme gibi görsel ve işitsel incelikleri anlamayı olanaksızlaştırır. Anlık yüz ifadeleri (insanlar arası iletişimde bilinçsiz olarak var olan) gözden kaçırılabilinir.Terapi süresince havuzda yüzen ve bir yandan alkol tüketen bir danışanla terapötik çerçeveyi oturmak oldukça zor olabilimektedir. Danışanın intihara meyilli davranışları ve hareketleri dahil olmak üzere sahip olduğu potansiyel çevrimiçi olarak hizmet veren danışmanı çaresiz bırakabilir ve onu ofis ortamında görüşme yapan meslektaşından daha kolayca manipüle edilebilir.

Çevrimiçi psikoterapi bazı durumlarda pratik avantajlara sahiptir. Bir tedavi şekli olarak da doğası gereği zararlı veya düzmece değildir. Görsel kanalları ek bilgi verip vermediğini ve süreci olumlu etkileyip etkilemeyeceğini ya da terapötik birliğe zarar verip vermediğini görmek için telefon ve video yoluyla terapinin bir araştırma ortamında karşılaştırılması ilginç olabilir. En yeni teknolojik inovasyonlarla birlikte, çevrimiçi terapi ayrıca yeni tehlikeleri de beraberinde getirerek eski tehlikeleri de derinleştirmektedir. Bu sebeple bu yöntemi sadece yeniliği veya uygunluğu için tercih etmek doğru değildir. Yüz yüze görüşme hala altın değerindedir.

Tavsiye Bağlantı: yusufbayalan.com

Kaynak: www.psychologytoday.com